
Bir zamandir Tunus, Misir elimden geldigince takip etmeye calistim. Özellikle Misir daki devrimin medyada ve yazarlar arasinda bu kadar sig ele alinmasina karsin büyükbaslarin durumdan rahatsizliklarini verdikleri salak sacma demokrasi tavsiyelerinden gayet iyi anladik.
Uyanmamizi istemiyorlar tabi, Misir daki rejime bok atip sanki biz de cok farkliymis izlenimi vererek bu durumu da lehlerine kullanmaya calistilar. Isin kötüsü gene basardilar, bizler Misir gencliginin neler basardigini ancak bilmem kac sene sonra özgün bir yönetmenin (o da cikarsa) binbir türlü carpitmasiyla sunacagi kiytirik bir Hollywood filminden anlayabilecegiz. Durum bu..
Aksi halde bu hareketin devam ettigi gunlerde dahi uygulanan sindirme politikasina birileri cikip da pekala durun kardesim, herseyi oldugu gibi kabullenmemiz Allah in emri degilmis, insanlar canini koydu ortaya, belki de vardir bir bildikleri diyebilirdi. Yine olmadi, yine oturduk izledik olanlari madem hamileymis ne isi varmis basbakani protesto etmekle kafasiyla.
Simdi neredeyiz cok guzel anlatilmis lucarelli-breitner da. Ergenekon davasi adi altinda sesi cikan medya radikallerini toplamaya devam… Gemiciklerle, sömürüyle kurulmus düzenin betonlastirilma cabasi… Neden bu kadar azimle ugrasiyorlar anlamak bile mümkün degil, kimse kafasini kadirip bakmiyor ki cevresine, kimden bu korkunuz?
Bir Defne daha defnedin, secimlere kadar bakin keyfinize…
No comments:
Post a Comment