People should not be afraid of their governments, governments should be afraid of their people

Galatasaraylilik din gibi, mezhep gibi yerlesmis köklü bir inanctir. Galatasaray`i bunun icin tercih eder ve Galatasarayliligimla her zaman gurur duyarim...



Friday, November 11, 2011

Kimsin Olum Sen

Bu kadar lavukca bizim kahvede duyamayacagin aptallikta yorum yapan bir tipe sallamak da ancak ilkokuldaki gibi olur.

Kimsin olum sen, kime hizmet ediyorsun, kimden nemalanmaya
calisiyosun, seni kimin nereye getirecegini saniyorsun. Agzindan cikan her lafla Galatasaray nefreti sictin yillarca, galeyana getirdin, kufur ettin herkesin onunde. Sen, kardeslerin cildirttiniz o tribunleri dilinizle, elinizle, gotunuzle..
Futbol cahilligin yetmedi siyasete karismaya da ugrastin 90 dakikada, o da yetmedi Turkiye ekonomisini Turk futbolundan iyi buldun. Adama sormazlar mi ne karsilastiriyorsun sen birader, neyin kriteri neyin istatistigi, ekonominin guzel oldugunu aldigin maastan mi cikardin. Bu rezil futbolu teknik direktorun gercekleri soylemesine bagladin ya hele...
Kimsin olum sen

o stadi yapanlarin ayrilma pesinden, acsin yoksa ac!!!

Tuesday, May 3, 2011

Memleket

Kucuklukten beri gunluk tutmayi bir nebze yumusakca bulmussam da burda dillendirmenin zarari yok gibi. Yedi yillik Almanya defterini kapatiyorum yarin gece. Ilerde bi zaman buraya goz atinca verdigim karari kufrederek hatirlamamak aslinda tek hedef simdilik. Bir suredir daha baska gorunuyor memleket, davulun sesi yaklastikca daha bi rahatsiz ediyor sanki. Cok sey demek istedim ama kolay da degilmis kendinden yazmak. Suraya birseyler karalamak bile dert olacak ya kabullenmek kolay olmuyo haliyle. Hayirlisi diyelim sonra da Leman Sam soylesin.


Mustafa yarin parcali formasiyla saat 16:00 da Simit Sarayi nin orda yonetimi protestosuna devam edecekmis aslanlar gibi, yalniz birakmayanlar sagolsunlar bu arada simdiden..

Wednesday, March 23, 2011

S10unda, Siradaki gelsin!!



Su formayi gercek anlamda sahiplenmis, armanin bizim icin degerini, hala uefa kupasinin ekmegini yiyip, yedigi kaba sicanlara inat, arkasinda biraktigi muhtesem kariyere bakmaksizin bu topraklarda ogrenebilmis, sarinin bize yanindaki kirmiziyla guzel geldigini bilen bir efsaneyi, onu da birak adam gibi bir adami daha kaybettirdiler bize bugun, kendilerince diyet odemek ugruna.

Gotlerine kina yakadursun “herkes gider biz kalirizcilar”, kimsenin aklina yine gelmiyor, gelse de yalaka gruplarina yamanmak adina bagiramiyorlar gene.

Yahu kardesim biz bu adamin teknik direktorluk meziyetinden haberdar degil miydik daha once, ilk kez mi gorduk bir takim calistirirken, yonetimin Rijkaard in arkasina teneke baglamasina, oncesinde Skibbe’yi takiben getirilen Bulent Korkmaz’in yarattigi cokuntu ortadayken goz gore gore ayni oyunu oynamasina birsey demedik, agzimizdan bir kere yonetim istifa sesi cikmadi, cikaranlari da bir guzel islattik, simdi nerden cikti bu hagi nefreti diyemiyor kimse.

“S10unda” diye bulmuslar bile sloganlarini. Ne oldu sonunda? Bulent Korkmaz gitti, Hagi gitti, kendini yem etmemeye ugrasan Tugay Kerimoglu’na geldi sira. Biz O sonu geceli iki sezon oldu hangi sondan bahsediyorsunuz siz? Koskoca Kalli’nin gidis, birakis sebebi Polat’in habersiz toplantisi degil miydi? Bu adam sirf megalomanligindan mi karsi cikti bu ise yoksa progresif bir sistemde gercekten yeri yok mu oyuncularla yalniz toplanti duzenleyip, teknik direktore yali kazigi muamelesi  yapmanin? Takimi vasat adamlarla dolduranlarda , daha da beteri bu adamlarin buyuklu kucuklu abileriyle cetelesmesine goz yumanlarda bir ay oncesine kadar hic mi suc yoktu? Mac kazanabilmemizin acikca tek yolunun “ben hocayi sevmedim, takimimi sattim” diye bas bas bagiran adamlarin insafindan gectigi gunleri yasadik, sahada birbirine ana avrat soven adamlarin takim olmasini bekledik, kotu oynayan yabanciyi dovmeye kalkan yoneticimiz oldu. Harcliginizin kesilmesi mi lazimdi bir kere olsun gercek taraftar olabilmeniz icin?

Hagi bu takim icin vermesi gerekeni fazlasiyla vermistir ve zamanindaki takim arkadaslarinin aksine cok az sey almistir bu camiadan. Kendisini cekemeyenlerin yuzune tukurecek oyuncumuz bu camia sayesinde girecek o meclise, sukur ki girip inecek  sirtimizdan artik bir nebze.

Sonu basindan belli bu yolculuga cikma cesareti icin bile tesekkur etmek gerekirken arkasindan kurtulduk naralari atmanin ikiyuzlulugunden sikayetciyim aslinda ki hic baslamamasi gereken bir yolculuktu O’nunkisi bence. Umarim Tugay Kerimoglu kendisine onerilmisse de teknik direktorluk, bu donemde kabul etmez ve alt yapi sorumluluguna geri doner, bir degerimizi daha harcatmaz bu kendini bilmezlere.
En can sikici olan da rahmetli Ozhan Canaydin’a koltugunu birakmamasindan oturu ettigimiz haksizlik. Adam o zaman gormus cevresindekilerin basiretsizligini bizim anlamamiz daha yillar surecek… 
 

 

Friday, March 18, 2011

Liverpool~Galatasaray, Kopites > Ultraslan

Yine bir Fenerbahce maci bu aksam. Cogumuzun bir galibiyetle son uc sezonki ahmakliklari unutacagi aksam olma ihtimali de epeyce yuksek.
Bu maca gelmeden evvel aksamki Liverpool Braga macindan da bahsetmek gerek bir nebze. Insan Reds’in bu seneki durumunu görünce ister istemez sasiriyor benzerliklere. Dün aksam iddiasi olabilecegi son kupadan da elendi Liverpool, gercek anlamda vasat bir takim ve futbolla. Atmalari gereken yalniz bir goldü, bizim Antep macimizdaki gibi 90 dakika tek pozisyon bulabildiler, yine bizim gibi o da getirmedi zaten hakedilmemis galibiyeti.
Takimin gidisatindan cok milyarderler klübüne nasil girerimin derdinde bir John Henry’leri var onlarin da baslarina bela. Gercek anlamda iki yildizlarindan birini kaptirdilar, hos tutmak icin de Torres‘in deyimiyle pek cabalari yokmus zaten. Kaptanlariysa bizimki gibi sakatliktan dolayi oynayamadi yilin en önemli macinda. Gidenlerin yerine alinan bir dolu vasat oyuncuyla da buraya kadar gelmeleri dahi basta bize de yardimci olmus büyük takim etiketleri sayesinde. Sifir yaraticilik, basiretsiz forvetler, teknik direktörlük hayatinda dise dokunur bir basarisi olmayan ama onlardan biri Dalglish, basarisiz yönetim sonucu takimdan uzaklastirilmis iyi bir teknik direktör.
Son cümledeki Dalglish’i Hagi yapsak Galatasaray’i da özetlemis oluyoruz aslinda. Tek bir fark var aslinda aramizda; Kop Tribünleri sakinleri ve aslinda bizden olmayan bizimkiler. Aksam 90+2 de “You will never walk alone“ u duyunca bizdeki parali askerler geliyor tabi insanin aklina. Her mac takimin moralman agzina sicip, “tertemiz“ duygularinin katillerini finansörlerinin emriyle katletmeleri bir yana döneklikleriyle bes para etmez antu tayfasini bile sasirtan bu adamlarin baslarinin kendini harbiden adam yerine koyup oyunculara ayaginizi denk alin triplerine girmesi hele hele de Kewell a sallamasi icin denecek söz kalmadi bende (en azindan küfür icermeyen diyelim).
Bu adamin sikinde olur mu o yazi, cok gec simdi serveeeetciler..

Aksama Fenerbahce gelecek yine. Bende her zamanki yenecez duygusu hakim. Bu cocuklarla, onlara top oynatmadan yenecez diyorum hatta. Ama Mourinho’nun da dedigi gibi ertesi gün yine Cumartesi olacak ve bu kulüp hala Polat ve kuklalarinin elinde, ne kadar istesek izin vermeyecekler ortak olmamiza, icimiz buruk yine bilemeyecegiz sevinsek mi üzülsek mi.

Thursday, February 17, 2011

Highbury uyandi

Güzel macti, can sikici basladi ama cok keyifli bitti. Barcelona  ozellikle FR nin ayrilisindan sonra olaganüstü futbol oynamaya basladi son birkac senede. Taraftartarlarini fazlasiyla tatmin etmis olsa da, ben sporun asil keyif verici yanini, rekabeti öldürdüklerinden epeyce kil olmusumdur kendilerine. Sirf bu sebepten Michael Schumacher’e de gicigimdir mesela. Son zamanlarda Barcelona maclarini seyretmek karakterlerini, konusunu, sonunu bildigin filmi tekrar tekrar izlemeye benziyor. Futbolun yalniz aritmatiginden zevk alan, tek tarafli da olsa islerin makina kivaminda yurumesinden hoslananlarimiz aslinda birbirinin karbon kopyasi olan maclara, bak bu macta Puyol Pique`nin 2,5 metre daha gerisinde oynadi türünden yazilarla iyiden iyiye nefret ettirdiler Barca`dan.  
Neyse maca gelelim…Bizdeki klasik yine herkesin agzinda; Arsenal kazanmamis, Guardiola vermis maci.. Bojan`i niye almamis, Keita alinirmiymis, Villa cikarmiymis falan. Kardesim bu adamlarin zaten hicbiri kendi karakterini yansitmiyor ki oyuna, sistemin icinde yapmasi gerekenleri yapiyor. A girse ne, B ciksa ne? Arsenal`in maci hakettigini dusunsem de Messi`nin golü verilse zaten Barcanin isi yine kebap.
Macta asil hosuma giden Cesc`in Messi`den, Jack Wilshere`in Xavi`den omuz omuzada topu calabilmesi, fiziklerini de kullanmalari, hepsine birer top verip alin oynayin diyebilecegin bu adamlara nispeten top göstermemeleriydi. Wilshere demisken, Wenger daha olmadi O, zaman lazim falan diyordu ama bir adam bir tane mi top ezmez, hepsini mi optimal kullanir, eger bu adam box2box oynuyorsa bizim Ayhan ne oynuyor diye de sövmedim degil.
Bir pozisyonda Fabregas’in pas arasi yapmaya calisirken topu ayaginin altindan kacirdigindaki bagirisi, ingilizlerin Library dedigi ama dün aksam yeri geldiginde Inönü`yü andiran Highbury’den 37 ekran karsisindaki bana bile geldi ya dedim ki kazansin bu adamlar artik.

Yerimden kalktigim an da Arshavin’in kesmesi oldu, defansdan iki adami Bendtner alip götürürken Arshavin zeki futbolcu ne demek bir daha gösterdi, izlemek gerek ama.. Bu arada Valdes‘ in harika reflekslerine ragmen niye birinci sinif kaleciler icinde sayilmadigini da sanirim anlamistir, barca sempatizanlari da..
Cok uzattim ama futbol konusmak, yazmak da baska bir sey. Bu arada bayrak adam geyigiyle Torres’e düsman kesilen kraldan kralci Liverpool holigani arkadaslarimiza da bir laf etmeden bitirmeyeyim. Kardesim yok mu isiniz gücünüz be, bunca adam okuyor, takip ediyor sizi dise dokunur birsey yazsaniza elin adamina cemkireceginize.  

Monday, February 14, 2011

Basimizdaki Demokratlar

Bir zamandir Tunus, Misir elimden geldigince takip etmeye calistim. Özellikle Misir daki devrimin medyada ve yazarlar arasinda bu kadar sig ele alinmasina karsin büyükbaslarin durumdan rahatsizliklarini verdikleri salak sacma demokrasi tavsiyelerinden gayet iyi anladik.
Uyanmamizi istemiyorlar tabi, Misir daki rejime bok atip sanki biz de cok farkliymis izlenimi vererek bu durumu da lehlerine kullanmaya calistilar. Isin kötüsü gene basardilar, bizler Misir gencliginin neler basardigini ancak bilmem kac sene sonra özgün bir yönetmenin (o da cikarsa) binbir türlü carpitmasiyla sunacagi kiytirik bir Hollywood filminden anlayabilecegiz. Durum bu..
Aksi halde bu hareketin devam ettigi gunlerde dahi uygulanan sindirme politikasina birileri cikip da pekala durun kardesim, herseyi oldugu gibi kabullenmemiz Allah in emri degilmis, insanlar canini koydu ortaya, belki de vardir bir bildikleri diyebilirdi. Yine olmadi, yine oturduk izledik olanlari madem hamileymis ne isi varmis basbakani protesto etmekle kafasiyla.
Simdi neredeyiz cok guzel anlatilmis lucarelli-breitner da. Ergenekon davasi adi altinda sesi cikan medya radikallerini toplamaya devam… Gemiciklerle, sömürüyle kurulmus düzenin betonlastirilma cabasi… Neden bu kadar azimle ugrasiyorlar anlamak bile mümkün degil, kimse kafasini kadirip bakmiyor ki cevresine, kimden bu korkunuz?
Bir Defne daha defnedin, secimlere kadar bakin keyfinize…

Bir sen anlamadin

Buralarda gündemi takip etmek, yakalamaya calismak gercekten zor. Her gun baska bir sacmalik, alenen kafa bulma, bir dolu alengir..
Siyasette yasanan malliklardan siranin spora gelme ihtimali zaten yok. Bunca hadise bu yogunlukla Almanya’da yasansaydi herhalde alman milleti de istatistiklerle bu kadar bozmazdi kafayi. Neyse son posttan beri surda burda okumadigim ama dillendirmek lazim gelen birkac nokta var, mesela; Türk telekom acikladi, bizim Ali Sami Yen ismiyle bir problemimiz olamaz diye Adnan Polat’in suni delikanli sivamasindan sonra. Adamlar yüzde yüz hakli olduklari, anlasmasi yapilmis, karsiligi ödenmis davalarinda sirf Galatasaraylilarin tepkisinden cekindiklerinden yaptilar bu aciklamayi. Cünkü biraz kafasi calisan yönetici milyonlarca insani karsisina almanin gerzeklik oldugunu idrak edebilir, kendini dev aynasinda görüp bulundugu makami padisahlikla karistirmadigi sürece. Bunu herkes anladi da bir  Adnan Polat kavrayamadi, bir taraftan erkeklik yapar görünüp ona buna satasmak bir taraftan yalakaliga devam etmekle gecirdi iki haftayi. Asil anlamadigi her hata affedilir taraftarca, ne yönetimler görmedik ki hatta bu yönetimin yedigi boklar yeter örnek vermeye lakin Galatasaray i kücük düsürürsen sen, karnini doyurmadigin Galatasarayli hazmetmez bunu, istersen 5 saat daha bahset Riva dan, birlesmeden, kapanan borclardan.. ne kadar Galatasarayli oldugunu ya da Galatasayli olmaktan ne algiladigini gösterdin.

Vergi borcuymus bilmem ne, o da anlamadigim baska bir dava. Sen kimsin kardesim, bizlerin seve seve ödedigi vergiyi el ayak öpmekle milyonlarca lira indirtebiliyorsun, bunla da övünüp koltugunu saglama almaya calisiyorsun. Öde kardesim esek gibi ne kadarsa borcun, hükümetin elinde oyuncak olma artik..
Bu kafa yapisiyla yasiyoruz ya zaten, sen sus, konusma, tepki verme para isini biz hallederiz mantalitesine domalarak.
Fazla dagitmadan kapatayim bu postu daha akitacak zehir cok..