People should not be afraid of their governments, governments should be afraid of their people

Galatasaraylilik din gibi, mezhep gibi yerlesmis köklü bir inanctir. Galatasaray`i bunun icin tercih eder ve Galatasarayliligimla her zaman gurur duyarim...



Wednesday, March 23, 2011

S10unda, Siradaki gelsin!!



Su formayi gercek anlamda sahiplenmis, armanin bizim icin degerini, hala uefa kupasinin ekmegini yiyip, yedigi kaba sicanlara inat, arkasinda biraktigi muhtesem kariyere bakmaksizin bu topraklarda ogrenebilmis, sarinin bize yanindaki kirmiziyla guzel geldigini bilen bir efsaneyi, onu da birak adam gibi bir adami daha kaybettirdiler bize bugun, kendilerince diyet odemek ugruna.

Gotlerine kina yakadursun “herkes gider biz kalirizcilar”, kimsenin aklina yine gelmiyor, gelse de yalaka gruplarina yamanmak adina bagiramiyorlar gene.

Yahu kardesim biz bu adamin teknik direktorluk meziyetinden haberdar degil miydik daha once, ilk kez mi gorduk bir takim calistirirken, yonetimin Rijkaard in arkasina teneke baglamasina, oncesinde Skibbe’yi takiben getirilen Bulent Korkmaz’in yarattigi cokuntu ortadayken goz gore gore ayni oyunu oynamasina birsey demedik, agzimizdan bir kere yonetim istifa sesi cikmadi, cikaranlari da bir guzel islattik, simdi nerden cikti bu hagi nefreti diyemiyor kimse.

“S10unda” diye bulmuslar bile sloganlarini. Ne oldu sonunda? Bulent Korkmaz gitti, Hagi gitti, kendini yem etmemeye ugrasan Tugay Kerimoglu’na geldi sira. Biz O sonu geceli iki sezon oldu hangi sondan bahsediyorsunuz siz? Koskoca Kalli’nin gidis, birakis sebebi Polat’in habersiz toplantisi degil miydi? Bu adam sirf megalomanligindan mi karsi cikti bu ise yoksa progresif bir sistemde gercekten yeri yok mu oyuncularla yalniz toplanti duzenleyip, teknik direktore yali kazigi muamelesi  yapmanin? Takimi vasat adamlarla dolduranlarda , daha da beteri bu adamlarin buyuklu kucuklu abileriyle cetelesmesine goz yumanlarda bir ay oncesine kadar hic mi suc yoktu? Mac kazanabilmemizin acikca tek yolunun “ben hocayi sevmedim, takimimi sattim” diye bas bas bagiran adamlarin insafindan gectigi gunleri yasadik, sahada birbirine ana avrat soven adamlarin takim olmasini bekledik, kotu oynayan yabanciyi dovmeye kalkan yoneticimiz oldu. Harcliginizin kesilmesi mi lazimdi bir kere olsun gercek taraftar olabilmeniz icin?

Hagi bu takim icin vermesi gerekeni fazlasiyla vermistir ve zamanindaki takim arkadaslarinin aksine cok az sey almistir bu camiadan. Kendisini cekemeyenlerin yuzune tukurecek oyuncumuz bu camia sayesinde girecek o meclise, sukur ki girip inecek  sirtimizdan artik bir nebze.

Sonu basindan belli bu yolculuga cikma cesareti icin bile tesekkur etmek gerekirken arkasindan kurtulduk naralari atmanin ikiyuzlulugunden sikayetciyim aslinda ki hic baslamamasi gereken bir yolculuktu O’nunkisi bence. Umarim Tugay Kerimoglu kendisine onerilmisse de teknik direktorluk, bu donemde kabul etmez ve alt yapi sorumluluguna geri doner, bir degerimizi daha harcatmaz bu kendini bilmezlere.
En can sikici olan da rahmetli Ozhan Canaydin’a koltugunu birakmamasindan oturu ettigimiz haksizlik. Adam o zaman gormus cevresindekilerin basiretsizligini bizim anlamamiz daha yillar surecek… 
 

 

Friday, March 18, 2011

Liverpool~Galatasaray, Kopites > Ultraslan

Yine bir Fenerbahce maci bu aksam. Cogumuzun bir galibiyetle son uc sezonki ahmakliklari unutacagi aksam olma ihtimali de epeyce yuksek.
Bu maca gelmeden evvel aksamki Liverpool Braga macindan da bahsetmek gerek bir nebze. Insan Reds’in bu seneki durumunu görünce ister istemez sasiriyor benzerliklere. Dün aksam iddiasi olabilecegi son kupadan da elendi Liverpool, gercek anlamda vasat bir takim ve futbolla. Atmalari gereken yalniz bir goldü, bizim Antep macimizdaki gibi 90 dakika tek pozisyon bulabildiler, yine bizim gibi o da getirmedi zaten hakedilmemis galibiyeti.
Takimin gidisatindan cok milyarderler klübüne nasil girerimin derdinde bir John Henry’leri var onlarin da baslarina bela. Gercek anlamda iki yildizlarindan birini kaptirdilar, hos tutmak icin de Torres‘in deyimiyle pek cabalari yokmus zaten. Kaptanlariysa bizimki gibi sakatliktan dolayi oynayamadi yilin en önemli macinda. Gidenlerin yerine alinan bir dolu vasat oyuncuyla da buraya kadar gelmeleri dahi basta bize de yardimci olmus büyük takim etiketleri sayesinde. Sifir yaraticilik, basiretsiz forvetler, teknik direktörlük hayatinda dise dokunur bir basarisi olmayan ama onlardan biri Dalglish, basarisiz yönetim sonucu takimdan uzaklastirilmis iyi bir teknik direktör.
Son cümledeki Dalglish’i Hagi yapsak Galatasaray’i da özetlemis oluyoruz aslinda. Tek bir fark var aslinda aramizda; Kop Tribünleri sakinleri ve aslinda bizden olmayan bizimkiler. Aksam 90+2 de “You will never walk alone“ u duyunca bizdeki parali askerler geliyor tabi insanin aklina. Her mac takimin moralman agzina sicip, “tertemiz“ duygularinin katillerini finansörlerinin emriyle katletmeleri bir yana döneklikleriyle bes para etmez antu tayfasini bile sasirtan bu adamlarin baslarinin kendini harbiden adam yerine koyup oyunculara ayaginizi denk alin triplerine girmesi hele hele de Kewell a sallamasi icin denecek söz kalmadi bende (en azindan küfür icermeyen diyelim).
Bu adamin sikinde olur mu o yazi, cok gec simdi serveeeetciler..

Aksama Fenerbahce gelecek yine. Bende her zamanki yenecez duygusu hakim. Bu cocuklarla, onlara top oynatmadan yenecez diyorum hatta. Ama Mourinho’nun da dedigi gibi ertesi gün yine Cumartesi olacak ve bu kulüp hala Polat ve kuklalarinin elinde, ne kadar istesek izin vermeyecekler ortak olmamiza, icimiz buruk yine bilemeyecegiz sevinsek mi üzülsek mi.