People should not be afraid of their governments, governments should be afraid of their people

Galatasaraylilik din gibi, mezhep gibi yerlesmis köklü bir inanctir. Galatasaray`i bunun icin tercih eder ve Galatasarayliligimla her zaman gurur duyarim...



Monday, January 24, 2011

Onlar, Polat, Ultra Serveeet



Komik, absürd isler oluyor bu son zamanlarda. Adamlar gözumuzun icine baka baka tasak geciyor bizle sanki. Faruk Nafiz Özak denen adamin, bu adam ki hem sahada top kosturmus, hem baskanlik yapmis normalde az da olsa empati yapabilir diyebilecegin bir adam, dediklerini okuduk bugün hepimiz, Ultralarin satilmisligini carpti bir daha suratimiza.
Isin dangalak tarafi bu adam ya anlattigi olayin ne kadar vahim oldugunun farkinda degil, ya Adnan Polat`a kil olmus zaten ortada olan aciklari milletin gözüne sokmaya calisiyor ya da en kötüsü amcam cözmüs bizi ne desem millet Kanuni televizyona cikana kadar aklinda tutacak zaten deyip veriyor ayari gitsin.
Tribunlerle yönetimler oldum olasi abiler, babalar yok bilmemneler derken ic ice olmustur. Zaman zaman tribundeki bu tayfalar, cogu zaman yonetimler, hatta bazen sahadaki futbolcularin bile yararlandigi olmustur bu mutual birliktelikten. Ama acik acik domalma seklinde sapik bir iliski  takip ettigim dönemde ilk kez bizim ultralarda gördüm ben.
 Ultra deyince… bu kavramin da icini bosalttilar, felsefesini siktir edip dünyada  onca zaman birseyler insa etmeye calismis tribün emekcilerinin cabalarini pic ettiler ya Türkiye`de helal olsun diyelim.
Adnan Polat gidecek elbet, bu ay, bir dahaki ay ya da bir dahaki yil, yerine ayni bokun kirmizisi bir baskasinin gelmesi de kuvvetle muhtemel ama bana asil dokunan bu yalakalar, bu adamlari tribunden, icimizden atmanin bir yolu yok. Yöneten, adam olsa belki köreltirdi uclarini ama o bicak kesmeye, can yakmaya devam edecek, bunun kisa ya da uzun vadede drastik önlemler almaksizin bertarafi mumkun degil.
Macin yorumunu yapacak, ustune kafa patlatacak cok olur (futbol yokken ne yorumlanaksa). Benim macta hazmedemegim takimini sattigini acik acik ifade etmis, hatta son mactan sonra tekrarlamaktan zerre yuzu kizarmayan, birak formaya saygisini isine dahi saygisi olmayan Servetimizin bu stadin ilk golunu atmasi, Galatasaray kayitlarina bir sekilde gecmis olmasiydi, yoksa 2 sene sonra bir de böyle bir kazma vardi der silerdik hatiralardan.
Ama bu denli ruhsuz acilis sonrasi, bu yönetimle bu baskanla cikilan macta ilk golü de Tugay ya da Ergün atacak degildi tabi..
Servet,serveet!!!!

No comments: